Hafta sonu Karadeniz Gücü'nün deplasmandaki galibiyetinde son dakika golünü atan genç forvetin hikâyesi, futbolumuzun uzun süredir konuştuğu ama bir türlü sistemli biçimde uygulayamadığı bir gerçeği yeniden hatırlattı. Altyapı, bir kulübün yalnızca geleceği değil, kimliğidir. Bu kimlik, sabırla ve emekle inşa edilir.

Bu oyuncu, on yaşında kulübün mahalle seçmelerine katılmış. Yıllar boyunca aynı antrenör ekibiyle çalışmış, okulunu da bırakmadan gelişimini sürdürmüş. Kulübün altyapı sorumlusu, onu yalnızca bir yetenek olarak değil, bir öğrenci ve genç bir birey olarak takip ettiklerini anlatıyor. Bu yaklaşım, başarının tesadüf olmadığını gösteriyor.

Kısa vade tuzağı

Ne var ki pek çok kulüp, sonuç baskısı altında kısa vadeli transferlere yöneliyor. Bütçenin büyük kısmı, birkaç sezonluk sözleşmelere harcanırken altyapı tesisleri ve antrenör eğitimi ikinci plana itiliyor. Oysa iyi işleyen bir altyapı, hem sportif hem de mali açıdan çok daha sürdürülebilir bir model sunuyor.

Altyapı yalnızca futbolcu yetiştirmek de değildir. Spor yapan her genç, disiplin, takım çalışması ve sağlıklı yaşam alışkanlığı kazanır. Bunların büyük çoğunluğu profesyonel olmayacaktır, ama topluma katkıları en az sahadaki goller kadar değerlidir. Bu nedenle altyapı yatırımı aslında kentin geleceğine yapılan bir yatırımdır.

Kulüp yönetimlerine çağrım şu: Bir sonraki bütçe toplantısında, ilk kalem altyapı olsun. Sabır gerektirir, sonucu hemen görülmez. Ama bir gün tribünler, kendi mahallesinden çıkan bir gencin golüyle ayağa kalktığında, o yatırımın neden yapıldığı herkes tarafından anlaşılır. O gün, hiçbir transferin sağlayamayacağı bir aidiyet duygusu tribünlere yayılır.