Sevgi Ilgaz, yirmi yılı aşkın süredir yazdığı şiirlerle gündelik hayatın küçük ayrıntılarını büyüten bir şair olarak tanınıyor. Beşinci kitabı “Kuşluk Vakti Defteri”, sabahın erken saatlerinde tuttuğu notlardan doğan kısa şiirlerden oluşuyor. Ilgaz ile kitabın yazılış sürecini, şiirin okurla kurduğu bağı ve yeni kuşak şairlerin arayışlarını konuştuk. Söyleşi, şairin çalışma odasında, kitaplarla çevrili bir masa başında gerçekleşti.

Sabah saatlerinde doğan şiirler

Soru: Kitabın adı neden “Kuşluk Vakti Defteri”? Yanıt: Çünkü bu şiirlerin neredeyse hepsi güneş yükselirken, kent henüz tam uyanmadan yazıldı. O saatlerde sesler daha seçik duyuluyor; bir kapının gıcırtısı, bir simitçinin sesi. Ben yalnızca not tuttum. Sonra bu notları aylarca bekletip yeniden okudum, içlerinden şiir olmaya direnenleri ayıkladım. Kitapta kalanlar, o sabahların en sabırlı tanıkları.

Soru: Şiir bugün yeterince okunuyor mu? Yanıt: Şiir hiçbir zaman kalabalıkların sanatı olmadı, ama hiçbir zaman da yok olmadı. Bugün sosyal medyada kısa dizeler çok paylaşılıyor, bu kötü bir şey değil. Ancak şiirin asıl gücü, okuru yavaşlatmasında. Bir dizeyi üç kez okumak, kelimelerin ağırlığını hissetmek gerekiyor. Gürültülü bir dünyada şiir, kulağı yeniden eğitmenin yolu bence.

Soru: Genç şairlere ne önerirsiniz? Yanıt: Bol okusunlar, ama yalnızca şiir değil. Roman, deneme, tarih, hatta bilimsel yazılar. Şiir, dünyaya dair merakla besleniyor. Bir de yazdıklarını hemen yayımlama telaşına düşmesinler. Bir şiiri çekmecede bekletmek, ona haksızlık değil, saygıdır. Ben ilk kitabımı yazmaya başladıktan yedi yıl sonra yayımladım ve bugün bundan hiç pişman değilim.